
Türk siyasetinin son yıllardaki en önemli liderlerinden olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup Toplantısında yine gündeme damga vuran bir konuşma yaptı.
Bahçeli ABD'nin Venezuela Operasyonu için eleştirilerini arttırırken, "ABD Hasta Adamdır" dedi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasında, “Suriye'de iç savaş çıkarmaya çalışan İsrail'in desteklediği Mazlum Abdi İçin, "Mazlum Abdi emperyalizmin kuklasıdır” dedi.
DEM'E UYARI!
MHP Lideri Bahçeli konuşmasında DEM Parti'den yükselen bölücü sesleri de uyardı. Bahçeli;
"DEM partili yetkilerin Türkiye'yi uyarıyoruz diye yaptıkları uyarıları, SDG'ye arka çıkmaları son derece üzücü bir dildir. Terörsüz Türkiye'nin gerçekleştiği süreçte he türlü fedakarlık yapılıyorken Halep gerekçesi ile sokaklara dökülmek kimseye bir şey kazandırmayacaktır. İsrail güdümündeki terör örgütü ile pazarlık nasıl olacaktır. Türkiye böyle bir şeye nasıl onay verecektir. Muhatap İmralı'dan başkası asla değildir. Eski hastalıkların zaman zaman nüksetmesi sorumluluk ahlakı ile çatışacaktır. DEM Parti Türkiye partisidir ve parmak sallaması makul görülemeyecektir." dedi
Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü;
"MHP milletimizin her evladına kapısını açıyor. Bu topraklara vatanım diyen herkese ocağını açıyor. Bu ülke benim diyen herkese gönlünü açıyor. Önümüzdeki süreç dikkat, sağ duyu ve akıl gerektirmektedir. MHP ve Cumhur ittifakı çatışma için değil kardeşlik için var. Tehlikeye düşüldüğünde gereğinin yapılacağı kesinlikle unutulmamalıdır. Maldan mülkten vazgeçmeyen bin kere namerttir. Bu Türk milletine olan namus borcumuzdur. Tek bir ses, tek bir nefes olacağız. Türkiye var olduğu sürece Türk milletinin emrinde olacağız. İhanetlere karşı dikkat edeceğiz. İstismara karşı temkinli olacağız."
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın savunduğu şey, küresel çeteleşmedir. Bu, vandallığın tahkikidir; şiddete vesileye dayanan siyasetin kıtaları ve coğrafyaları gayriahlâkî, gayrihukukî ve zorbaca bir ablukaya almasıdır.
Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı; kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılımla eşlik ettiği artık inkârı son derece güç bir gerçek olarak karşımızdadır.
Bugünkü dünya tablosunda demokrasi; ne arada, ne Araf’ta ne de raftadır. Maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir. Yine bugünkü dünya tablosunda özgürlükler, insan hakları ile insani miras ve değerler hazinesi; emperyalizmin hücumuna uğramış, “vahşi Batı” eliyle tahrip ve yağma dönemine girmiştir. Dizginlenemeyen hırslar, freni tutmayan itirazlar insan aklının önüne geçmiştir.
Dip akıntı hâlinde asırlardır devam eden bölüşüm, paylaşım ve hâkimiyet kavgaları; geldiğimiz bu aşamada uluorta yapılır olmuştur. Petrol, doğal gaz, değerli madenler ve mineraller; çatışmaların, savaşların ve aşırı gerilimlerin hem vasıtası hem de motivasyonu hâline gelmiştir.
"VENEZUELA KOMPLOSU YALNIZCA BİR TESTTİR,
BU YOLLA STRATEJİK ANALİZLER YAPILMIŞTIR"
Buna su kaynaklarına erişim yollarındaki tıkanıklıklar da ilave edildiği takdirde, dünyada aklıselim tamamen kaybolacaktır. Uyarıyorum; herkesi sağduyuya davet ediyorum. Yaşadığımız çok vektörlü, çok matrisli ve çok parametreli cepheleşmelerin benzerlerine, 1. ve 2. Dünya Savaşları öncesinde de tesadüf edilmiştir. Bu savaşların olağanüstü tesirleri günümüze kadar devam etmiş, hâlen de etmektedir.
Akıl ve vicdan köprüsü yıkılan Trump, zincirleme çılgınlıkları, günbegün yayılan fütursuzluk ve pervasızlıklarıyla dünyayı karanlık bir uçurumun kenarına kadar sürüklemiş durumdadır.
İnsanlığın topyekûn yeni bir savaşa girmesi, dahası bunun nükleer silahlarla tahkim edilmesi; ayrıca yönlendirilmiş enerji silahlarının, mikrodalga veya lazer ışınları kullanılarak hedefleri etkisizleştiren sistemlerin devreye sokulması hâlinde yaşanabilecekleri düşünmek bile korkutucudur.
Venezuela komplosu yalnızca bir testtir; bu yolla tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırada, bir NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı Grönland bulunmaktadır. Trump’ın “Bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz” açıklaması, yangına körükle giden sorumsuz ve şuursuz bir dayatmadan başka bir şey değildir.
Bir NATO üyesi ülkenin hâkimiyetindeki topraklara, bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO’nun değer hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır? Tek taraflı ve bağnaz bir şekilde “İstedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım” demek; hür dünyaya rest çekmek, “Haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım” demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz: ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda, beşeriyet aç ve hürler ile tok esirler mevkiinde görülmeyecek midir?
"GERÇEK HASTA ADAM ABD'DİR"
1946 yılında, dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Truman’ın, yine dönemin Danimarka Dışişleri Bakanı’na yaptığı ahlaksız teklif; emperyalizmin dönen çarkında işin özünde pek bir değişiklik olmadığını da işaret etmektedir. O dönemde Truman, 100 milyon dolar altın karşılığında Grönland’ı satın almak istemiş; bu teklif Danimarka yönetimi tarafından reddedilmiştir.

