Reklam
BIST 100
11.721,72 -2,89%
DOLAR
49,5220 0,10%
EURO
55,6840 0,06%
GRAM ALTIN
6.652,99 0,27%
BITCOIN
81.350,00 -0,81%
FAİZ
39,52 0,20%
GÜMÜŞ GRAM
91,57 0,21%
GBP/TRY
66,0782 0,41%
EUR/USD
1,1234 0,12%
BRENT PETROL
104,92 0,82%
ÇEYREK ALTIN
10.877,64 0,27%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
19 °

DERVİŞOĞLU’NDAN “HAK” ÇIKIŞI

DERDE

Gazetecinin sorduğu soruya çarpıcı bir cevap verdi. Dervişoğlu'ndan Bahçeli'ye yanıt: Benim için sadece bir tek hak var, o da "hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal"...

Bahçeli'nin, "Barış sürecinde siyasallaşma koordinatörlüğü İmralı'da bulunan kişinin de hakkıdır" sözlerine ilişkin ise Dervişoğlu, "Benim için sadece bir tek hak var. O da 'hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal'" dedi

Dervişoğlu’ndan iktidara sert eleştiri: “Bunun adı büyüme değil, bölüşüm şokudur”

**İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı’nın kapanışında çalışma hayatından emekli aylıklarına, sendikal haklardan iş güvenliğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik büyümenin çalışanların gelirlerine yansımadığını savunan Dervişoğlu, “İşçisini ezen bir düzen milli birliği de ezer” dedi. Dervişoğlu, konuşmasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı açıklamasına da yanıt verdi.**

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı’nın kapanışında yaptığı konuşmada, farklı konfederasyon, sendika ve akademik çevrelerden temsilcilerle emeğin sorunlarını ele aldıklarını belirtti. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdiklerini söyleyen Dervişoğlu, çalışma hayatındaki sorunlara çözüm ararken emeğin tüm bileşenlerini aynı masa etrafında buluşturduklarını ifade etti.

TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK, MEMUR-SEN, KESK, HÜR-İŞ ve TİSK temsilcilerinin çalıştaya katıldığını belirten Dervişoğlu, farklı görüş ve geleneklerden gelen temsilcilerin emeğin karşı karşıya olduğu sorunlar konusunda ortak bir noktada buluştuğunu söyledi.

Dervişoğlu, “Bu düzen alın terine karşı haksızdır ve bu haksızlık sürdürülemez” ifadelerini kullandı.

“Bunun adı büyüme değil, bölüşüm şokudur”

Ekonomik büyümenin çalışanların yaşam koşullarına aynı ölçüde yansımadığını savunan Dervişoğlu, millî gelirdeki artışa rağmen emeğin gelirden aldığı payın gerilediğini söyledi.

Türkiye ekonomisinin kâğıt üzerinde büyüdüğünü ancak bu büyümenin sonuçlarının çalışanların sofrasına yansımadığını belirten Dervişoğlu, emeğin millî gelirden aldığı payın geçmişte yaklaşık yüzde 52 seviyesindeyken TÜİK’in son büyüme verisinde yüzde 38’e gerilediğini ifade etti.

Dervişoğlu, “Bunun adı büyüme değil, bölüşüm şokudur” diyerek mevcut ekonomik düzenin kaynakları yoksullardan zenginlere aktardığını savundu. Bu tablonun orta sınıfı zayıflattığını ve nitelikli istihdam oluşturma kapasitesine zarar verdiğini dile getirdi.

Türkiye’de “sömürü kurumlarının” inşa edildiğini ileri süren Dervişoğlu, çözümün yaşanan tahribatı kabul ederek nitelikli üretime yönelmekten geçtiğini belirtti. Dervişoğlu, bu yaklaşımı “bolluk ve bereket ekonomisi” olarak tanımladı.

“İşçisini ezen bir düzen milli birliği de ezer”

Sendikal haklara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarının çeşitli gerekçelerle fiilen kullanılamaz hale getirildiğini söyledi.

Anayasal hakların uygulamada yeterince kullanılamadığını savunan Dervişoğlu, sendikal örgütlenmenin yasal barajlar, işveren baskıları ve idari kararlar nedeniyle engellendiğini ifade etti.

Maden, metal ve kâğıt işçilerinin grevlerinin millî güvenlik gerekçesiyle ertelendiğini hatırlatan Dervişoğlu, işçilerin geçim mücadelesinin millî güvenlik meselesi haline getirilmesini eleştirdi.

Dervişoğlu, sendikal barajların kaldırılması, örgütlenmenin önündeki engellerin giderilmesi ve grev ertelemelerinin ILO sözleşmelerine uygun biçimde yalnızca gerçek zorunlu hizmetlerle sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Kamu alt işverenliği ve taşeronluk uygulamalarının sona erdirilmesi çağrısında da bulundu.

Emekli aylıkları için açlık sınırı vurgusu

Sosyal güvenlik oturumunda emeklilerin yaşadığı sorunlara değinen Dervişoğlu, düşük aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayılarındaki adaletsizliklerin emeklileri zor durumda bıraktığını savundu.

En düşük emekli aylığının 23 bin 550 lira, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının ise 37 bin 801 lira olduğunu belirten Dervişoğlu, enflasyon artışlarının emeklilerin eline geçen aylıklara yansıtılmadığını ileri sürdü.

Dervişoğlu, kök aylıklar üzerinden yapılan artışların milyonlarca emeklinin banka hesabına yansıyan tutarı değiştirmeyebildiğini belirterek, “Yani emekliye fiilen sıfır zam yaratılıyor” dedi.

Staj ve çıraklık sigortasının emeklilik başlangıcı sayılması gerektiğini de ifade eden Dervişoğlu, hiçbir emeklinin açlık sınırının altında bir aylığa mahkûm edilmemesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye’de adım adım bir prekarya ekonomisi inşa ediliyor”

Endüstri 4.0 oturumunda yapay zekâ, robotik ve dijital platformların çalışma hayatına etkilerinin ele alındığını belirten Dervişoğlu, teknolojinin kullanım biçiminin siyasi ve kurumsal tercihlerle şekilleneceğini dile getirdi.

Uzaktan çalışma, karma mesai ve kısa süreli çalışma modellerinin reform olarak sunulmasını eleştiren Dervişoğlu, özellikle gençlerin güvencesiz çalışma koşullarına yönlendirildiğini savundu.

Kendi işinin patronu olarak tanımlanan birçok gencin aslında sosyal güvenceden yoksun biçimde dijital uygulamalara bağımlı hale geldiğini söyleyen Dervişoğlu, bu kesimin “prekarya” olarak adlandırıldığını belirtti.

Geleceğini planlayamayan ve her an işini kaybetme korkusuyla yaşayan yeni bir sınıfın oluştuğunu ifade eden Dervişoğlu, bu durumun yalnızca ekonomiyi değil, demokrasiyi de olumsuz etkilediğini söyledi.

Dervişoğlu, Türkiye’nin yüksek katma değerli ve araştırma-geliştirme odaklı bir üretim ekonomisine geçmesi gerektiğini kaydetti.

“Gençlerimiz için istihdam garantisine ihtiyacımız var”

Türkiye’de 15-24 yaş arasındaki her beş gençten birinin ne eğitimde ne de istihdamda olduğunu belirten Dervişoğlu, gençlerin çalışma hayatında karşılaştığı sorunlara dikkat çekti.

Özellikle turizm gibi sezonluk sektörlerde uzun çalışma süreleri, hafta tatili haklarının kullandırılmaması ve kayıt dışı istihdamın gençleri olumsuz etkilediğini söyledi.

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) “insana yakışır iş” yaklaşımına değinen Dervişoğlu, gençlerin okuldan işe geçişini kolaylaştıracak bir istihdam garantisine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Kadınların çalışma hayatına katılımını desteklemek için de yaygın, erişilebilir ve kamu destekli kreş ve bakım hizmetlerinin sağlanması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, “Gençlerini ve kadınlarını eve kapatan bir toplum, kendi geleceğini de karanlığa hapsolmuş olur” dedi.

Kamu sendikacılığı ve liyakat eleştirisi

Kamu çalışanlarının sorunlarını da değerlendiren Dervişoğlu, toplu sözleşme masasının gerçek bir müzakere ortamı olmaktan çıktığını savundu.

Anlaşmazlık durumunda devreye giren Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığının güvence altına alınması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Maçın hakemi karşı takımın formasıyla sahaya çıkamaz” ifadelerini kullandı.

Sendikaya üyelik kadar sendikadan ayrılma özgürlüğünün de korunmasını isteyen Dervişoğlu, kamuya girişte objektif ve denetlenebilir sınavların esas alınması gerektiğini söyledi.

Liyakat sisteminin yerini mülakatla gelen kayırmacılığın aldığını ileri süren Dervişoğlu, devlet kadrolarında siyasi sadakat yerine liyakat ve ehliyetin ölçüt olması gerektiğini ifade etti.

Öğretmenlerin çalışma koşullarına dikkat çekti

Eğitim çalışanlarının sorunlarına da değinen Dervişoğlu, aynı işi yapan sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin farklı haklara sahip olmasını eleştirdi.

Bu ayrımın devlet eliyle oluşturulan bir adaletsizlik olduğunu savunan Dervişoğlu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamalarına son verilmesini, tüm öğretmenlerin eşit haklarla kadroya alınmasını istedi.

Özel okul öğretmenlerinin taban maaş güvencesinin kaldırılması nedeniyle asgari ücrete mahkûm edildiğini öne süren Dervişoğlu, öğretmenlerin yaz aylarında işten çıkarılarak maaşsız bırakılmasını da eleştirdi.

Özel okul öğretmenleri için kamu öğretmenlerinin maaşına bağlı taban ücret güvencesinin yeniden getirilmesi ve vakıf üniversitelerinde görev yapan akademisyenlere iş güvencesi sağlanması çağrısında bulundu.

“Asgari ücret bir tavana dönüşüyor”

Adil ücret ve vergilendirme başlığında konuşan Dervişoğlu, enflasyon karşısında asgari ücretlinin alım gücünün gerilediğini savundu.

Asgari ücretin çalışanları koruyan bir taban olmaktan çıkarak çalışanların yarıdan fazlasının sıkışıp kaldığı bir tavana dönüştüğünü söyleyen Dervişoğlu, yılın başında yapılan ücret artışlarının ilerleyen aylarda etkisini kaybettiğini ifade etti.

KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin de dar gelirli vatandaşların üzerindeki yükü artırdığını belirten Dervişoğlu, asgari ücretin refah payı gözetilerek düzenlenmesini, gelir vergisi dilimlerinin gerçek enflasyona göre belirlenmesini ve temel ihtiyaçlardaki dolaylı vergi yükünün azaltılmasını istedi.

“İş kazalarındaki ölümlerin büyük çoğunluğu kader değil, ihmaldir”

İş sağlığı ve güvenliği konusunu da gündeme taşıyan Dervişoğlu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin hayatını kaybettiğini, yaşamını yitirenlerden 94’ünün çocuk olduğunu söyledi.

İş kazalarında yaşanan ölümlerin kader olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Dervişoğlu, bu ölümlerin büyük bölümünün ihmallerden kaynaklandığını ve önlenebileceğini savundu.

İş güvenliği uzmanlarının maaşlarını doğrudan işverenden almasının bağımsız denetimi zorlaştırdığını belirten Dervişoğlu, uzmanların kamu güvencesi altında bağımsız bir yapıda istihdam edilmesini istedi.

Sendikalar ve meslek birliklerinin denetim süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, habersiz ve etkili denetimlerin çalışma hayatında temel uygulama haline getirilmesi çağrısında bulundu.

“Emeğin kurtuluşu parlamenter sistemin inşasından ayrı düşünülemez”

Çalıştayın genel değerlendirmesini yapan Dervişoğlu, Türkiye’de ekonomik büyümenin hakça paylaşılmadığını, orta sınıfın zayıflatıldığını ve milyonlarca insanın güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edildiğini ileri sürdü.

Çalışma hayatındaki sorunların tesadüf olmadığını savunan Dervişoğlu, grevlerin ertelenmesini, toplu sözleşme süreçlerini ve çalışma hayatını denetleyen kurumların işleyişini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sist

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?