Reklam
BIST 100
11.721,72 -2,89%
DOLAR
49,5220 0,10%
EURO
55,6840 0,06%
GRAM ALTIN
6.652,99 0,27%
BITCOIN
81.350,00 -0,81%
FAİZ
39,52 0,20%
GÜMÜŞ GRAM
91,57 0,21%
GBP/TRY
66,0782 0,41%
EUR/USD
1,1234 0,12%
BRENT PETROL
104,92 0,82%
ÇEYREK ALTIN
10.877,64 0,27%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
19 °

GAZİANTEP’TE ÜNİVERSİTEYE TEPKİ…

ENO23

Gaziantep Üniversitesi’nde TRSM krizi: “Engelli vatandaşlar üniversiteden kovuldu”

Gaziantep Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin (TRSM) hizmet dışı kalmasına tepki gösteren dernek, merkezin kapatılma sürecinde hukuka, engelli haklarına ve kamu etiğine aykırı uygulamalar yaşandığını öne sürdü. Üniversitenin tadilat gerekçesiyle dokuz aylık süre bildirdiğini, ancak resmi yazışmalarda tadilat için henüz teknik hazırlık ve ödenek bulunmadığının belirtildiğini savunan dernek, merkezin yeniden açılmasını istedi.

Gaziantep Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin hizmet veremez hale gelmesi, engelli hakları ve kamu hizmetlerinin sürekliliği tartışmasını beraberinde getirdi. Süreci takip eden dernek, merkezin kapatılmasına ilişkin idari işlemlerin hukuka ve etik ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek, yetkili kurumlara çağrıda bulundu.

Dernek tarafından yapılan açıklamada, merkezin hizmet dışı kalmasına ilişkin resmi yazışmalar arasında çelişkiler bulunduğu savunulurken, tadilat gerekçesinin de tartışmalı olduğu ifade edildi. Açıklamada, yaşanan süreç için “Gaziantep, ruhsal engellisi üniversitesinden kovulan kent” ifadesi kullanıldı.

Resmi yazışmalarda tadilat çelişkisi

Derneğin açıklamasına göre, Gaziantep Üniversitesi tarafından 3 Haziran 2026 tarihinde hazırlanan ve Serpil Acıoğlu konusunu içeren kurum içi yazışmada, fiziki imkânların yetersizliği nedeniyle TRSM'de aktif hizmet sunulamadığı bilgisi Sağlık Müdürlüğü’ne iletildi.

Vali Yardımcısı İlker Eker imzasıyla 8 Haziran 2026 tarihinde verilen CİMER yanıtında ise merkezin dokuz aylık tadilat sürecinde olduğu belirtildi.

Dernek, söz konusu yanıtta yer alan bilgilerin çelişkili olduğunu öne sürerek, 17 Ağustos 2026 tarihinde Gaziantep Üniversitesi Yönetim Kurulu’na başvurduklarını bildirdi.

Anayasa, Engelliler Hakkında Kanun ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında ihlal iddialarının aktarıldığı dilekçeye, 21 Ağustos 2026 tarihinde yanıt verildiği kaydedildi.

Açıklamada, üniversitenin bu yanıtında tadilatla ilgili teknik hazırlıkların, ödeneğin ve idari süreçlerin henüz tamamlanmadığının belirtildiği ifade edildi. Dernek, bu yanıtın, merkezin dokuz aylık tadilat gerekçesiyle hizmet dışı kalmasına ilişkin soru işaretlerini artırdığını savundu.

Dernek, yaşanan çelişkiyi şu sorularla gündeme taşıdı:

“Tadilat başlamadıysa neden engellileri gönderdiniz? Resmi belgelerde tadilat yazdıysanız neden tadilata başlamadınız?”

“TRSM İl Koordinasyon Kurulu tasfiye edildi”

Açıklamada, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Mikail Özdemir’in, dernekle yaptığı görüşmede ve CİMER üzerinden verdiği resmi yanıtta merkezin yeniden açılacağını bildirdiği öne sürüldü.

Özdemir’in ayrıca, TRSM İl Koordinasyon Kurulu kararlarının uygulanmaması konusunun kurulun ilk toplantısında gündeme alınacağını belirttiği aktarıldı.

Ancak dernek, TRSM İl Koordinasyon Kurulu koordinatörlüğünün Vali Yardımcıları Görev Şeması’ndan çıkarılmasıyla kurulun işlevsiz hale getirildiğini ve fiilen tasfiye edildiğini iddia etti.

“Engelli vatandaşların kazanılmış hakları korunmalı”

TRSM’lerin yalnızca poliklinik hizmeti sunan kuruluşlar olmadığını, psikososyal rehabilitasyon işlevi taşıdığını vurgulayan dernek, merkezin hizmet kapsamının ve danışanların bireysel ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Açıklamada, TRSM Yönergesi’nde ağır ruhsal bozukluklara yönelik hizmetlerin rehabilitasyon niteliği taşıdığına dikkat çekilerek, rehabilitasyon hizmetlerinin kişinin tanısı, engellilik durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.

Dernek, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereği, gerçek ya da planlanan bir tadilatın hizmetin tamamen ortadan kaldırılmasına gerekçe oluşturamayacağını savundu.

Merkezin geçici olarak hizmet veremeyecek olması durumunda üniversite bünyesinde uygun bir alan tahsis edilmesi gerektiğini belirten dernek, danışanların rızaları dışında başka merkezlere yönlendirilmesine de karşı çıktı.

Açıklamada, TRSM’lerin bölge ve kapasite esasına göre hizmet verdiği hatırlatılarak, başka kamu merkezlerine yönlendirme yapılmasının yetki ve hasta hakları açısından değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

YÖK ve Cumhurbaşkanlığı’na başvuru

Dernek, TRSM’nin hizmet dışı kalmasına ilişkin hukuki ve idari girişimlerin sürdüğünü bildirdi.

Bu kapsamda yapılan çalışmalar şöyle sıralandı:

  • Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunulması

  • Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca’nın TBMM’ye soru önergesi vermesi

  • YÖK tarafından inceleme sürecinin yeniden başlatılması

  • İçişleri Bakanlığı’ndan idari soruşturma talep edilmesi

  • Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) karar sürecinin takip edilmesi

  • İlgili kurumlara ihbar ve başvuruların iletilmesi

Dernek, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu’ndan da çözüm beklediklerini açıkladı. Kurulun talebi üzerine Sosyal Politika Önerisi Raporu hazırladıklarını belirten dernek, merkezin yeniden açılması ve yaşanan krizin kurul tarafından yerinde incelenmesi taleplerini ilettiklerini kaydetti.

Ayrıca, tasfiye edildiği öne sürülen TRSM İl Koordinasyon Kurulu’nun yeniden oluşturulması ve konunun Cumhurbaşkanı’na iletilmesi istendi.

Dernek, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, Engelliler Hakkında Kanun ve 2030 Engelsiz Türkiye Vizyon Belgesi kapsamında, Gaziantep Üniversitesi’nin süreç sonuçlanana kadar Engelsiz Üniversite Ödülleri’nden men edilmesini de YÖK ve ilgili kurumlardan talep etti.

“Üniversitenin idari özerkliği sınırsız değil”

Gaziantep Üniversitesi’nin idari özerkliğinin hukuka aykırı kararlar alma serbestisi anlamına gelmediğini savunan dernek, engelli vatandaşların anayasal haklarının kurumların tek taraflı idari tasarruflarıyla ortadan kaldırılamayacağını belirtti.

Açıklamada, üniversitenin bildirdiği dokuz aylık tadilat süresinin dolduğu, ancak binada herhangi bir tadilat yapılmadığı öne sürüldü.

Dernek, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a çağrıda bulunarak, merkezin yeniden açılacağı tarihin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.

Açıklamada, “Gaziantep Üniversitesi’nin usul dışı belirttiği dokuz aylık tadilat süresi dolmuş ve binada herhangi bir tadilat yapılmamıştır” denilerek, TRSM’nin bir an önce yeniden hizmete açılması talebi yinelendi.

EK AÇIKLAMA: Osmaniye’deki öğretmen cinayeti ve ruhsal engellilik vurgusu

Dernek, Osmaniye’de hayatını kaybeden öğretmen Mehmet Bilgili için başsağlığı mesajı yayımlayarak olayın haberleştirilmesi konusunda Osmaniye Valiliği ile iletişime geçtiklerini bildirdi. Açıklamada, Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti’ye hızlı geri dönüşü nedeniyle teşekkür edildi.

Dernek, olayın ardından ruhsal engellilik ile şiddet arasında doğrudan ve genelleyici bir bağ kurulmasına karşı çıkarak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e çağrıda bulundu.

Açıklamada, ruhsal engelli bireylerin de farklı nedenlerle suç işleyebileceği, cezai sorumluluğun ise kişinin olay sırasındaki durumuna ve adli değerlendirmelere göre belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

Özellikle ruhsal hastalık tanılarının, somut olayla nedensellik bağı kurulmadan şiddetin nedeni olarak gösterilmesinin yanlış olduğu savunuldu. Dernek, hastalık bilgilerinin kişisel veri niteliği taşıdığına dikkat çekerek, bu bilgilerin kişinin iradesi ve hukuki koşullar gözetilmeden açıklanmasının mahremiyet sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Açıklamada, ruhsal hastalıkların doğrudan cinayetle ilişkilendirilmesinin ruhsal engelli bireylerin tamamını zan altında bırakabileceği vurgulanarak, şu ifadeler kullanıldı:

“Hiçbir ruhsal hastalık, öldürme hastalığı değildir.”

Dernek, ruhsal engelli bireylerin damgalanmasının ve ayrımcılığa maruz bırakılmasının önlenmesi gerektiğini belirterek, olayların haberleştirilmesinde evrensel insan hakları ve basın meslek ilkelerine uygun bir dil kullanılmasını istedi.

Açıklamada ayrıca, ruhsal kriz dönemlerinde ortaya çıkabilecek risklerin öngörülmesi ve önlenmesine yönelik kamu politikalarının önemine dikkat çekildi. Dernek, bu tür olayların değerlendirilmesinde bireysel sorumluluk, sağlık hizmetlerine erişim, mahremiyet ve toplumsal damgalama konularının birbirinden ayrı ele alınması gerektiğini kaydetti.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?