
Gaziantep Üniversitesi’nde TRSM krizi: “Engelli vatandaşlar üniversiteden kovuldu”
Gaziantep Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin (TRSM) hizmet dışı kalmasına tepki gösteren dernek, merkezin kapatılma sürecinde hukuka, engelli haklarına ve kamu etiğine aykırı uygulamalar yaşandığını öne sürdü. Üniversitenin tadilat gerekçesiyle dokuz aylık süre bildirdiğini, ancak resmi yazışmalarda tadilat için henüz teknik hazırlık ve ödenek bulunmadığının belirtildiğini savunan dernek, merkezin yeniden açılmasını istedi.
Gaziantep Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin hizmet veremez hale gelmesi, engelli hakları ve kamu hizmetlerinin sürekliliği tartışmasını beraberinde getirdi. Süreci takip eden dernek, merkezin kapatılmasına ilişkin idari işlemlerin hukuka ve etik ilkelere aykırı olduğunu ileri sürerek, yetkili kurumlara çağrıda bulundu.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, merkezin hizmet dışı kalmasına ilişkin resmi yazışmalar arasında çelişkiler bulunduğu savunulurken, tadilat gerekçesinin de tartışmalı olduğu ifade edildi. Açıklamada, yaşanan süreç için “Gaziantep, ruhsal engellisi üniversitesinden kovulan kent” ifadesi kullanıldı.
Resmi yazışmalarda tadilat çelişkisi
Derneğin açıklamasına göre, Gaziantep Üniversitesi tarafından 3 Haziran 2026 tarihinde hazırlanan ve Serpil Acıoğlu konusunu içeren kurum içi yazışmada, fiziki imkânların yetersizliği nedeniyle TRSM'de aktif hizmet sunulamadığı bilgisi Sağlık Müdürlüğü’ne iletildi.
Vali Yardımcısı İlker Eker imzasıyla 8 Haziran 2026 tarihinde verilen CİMER yanıtında ise merkezin dokuz aylık tadilat sürecinde olduğu belirtildi.
Dernek, söz konusu yanıtta yer alan bilgilerin çelişkili olduğunu öne sürerek, 17 Ağustos 2026 tarihinde Gaziantep Üniversitesi Yönetim Kurulu’na başvurduklarını bildirdi.
Anayasa, Engelliler Hakkında Kanun ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında ihlal iddialarının aktarıldığı dilekçeye, 21 Ağustos 2026 tarihinde yanıt verildiği kaydedildi.
Açıklamada, üniversitenin bu yanıtında tadilatla ilgili teknik hazırlıkların, ödeneğin ve idari süreçlerin henüz tamamlanmadığının belirtildiği ifade edildi. Dernek, bu yanıtın, merkezin dokuz aylık tadilat gerekçesiyle hizmet dışı kalmasına ilişkin soru işaretlerini artırdığını savundu.
Dernek, yaşanan çelişkiyi şu sorularla gündeme taşıdı:
“Tadilat başlamadıysa neden engellileri gönderdiniz? Resmi belgelerde tadilat yazdıysanız neden tadilata başlamadınız?”
“TRSM İl Koordinasyon Kurulu tasfiye edildi”
Açıklamada, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Mikail Özdemir’in, dernekle yaptığı görüşmede ve CİMER üzerinden verdiği resmi yanıtta merkezin yeniden açılacağını bildirdiği öne sürüldü.
Özdemir’in ayrıca, TRSM İl Koordinasyon Kurulu kararlarının uygulanmaması konusunun kurulun ilk toplantısında gündeme alınacağını belirttiği aktarıldı.
Ancak dernek, TRSM İl Koordinasyon Kurulu koordinatörlüğünün Vali Yardımcıları Görev Şeması’ndan çıkarılmasıyla kurulun işlevsiz hale getirildiğini ve fiilen tasfiye edildiğini iddia etti.
“Engelli vatandaşların kazanılmış hakları korunmalı”
TRSM’lerin yalnızca poliklinik hizmeti sunan kuruluşlar olmadığını, psikososyal rehabilitasyon işlevi taşıdığını vurgulayan dernek, merkezin hizmet kapsamının ve danışanların bireysel ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, TRSM Yönergesi’nde ağır ruhsal bozukluklara yönelik hizmetlerin rehabilitasyon niteliği taşıdığına dikkat çekilerek, rehabilitasyon hizmetlerinin kişinin tanısı, engellilik durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.
Dernek, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereği, gerçek ya da planlanan bir tadilatın hizmetin tamamen ortadan kaldırılmasına gerekçe oluşturamayacağını savundu.
Merkezin geçici olarak hizmet veremeyecek olması durumunda üniversite bünyesinde uygun bir alan tahsis edilmesi gerektiğini belirten dernek, danışanların rızaları dışında başka merkezlere yönlendirilmesine de karşı çıktı.
Açıklamada, TRSM’lerin bölge ve kapasite esasına göre hizmet verdiği hatırlatılarak, başka kamu merkezlerine yönlendirme yapılmasının yetki ve hasta hakları açısından değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
YÖK ve Cumhurbaşkanlığı’na başvuru
Dernek, TRSM’nin hizmet dışı kalmasına ilişkin hukuki ve idari girişimlerin sürdüğünü bildirdi.
Bu kapsamda yapılan çalışmalar şöyle sıralandı:
-
Konuyla ilgili suç duyurusunda bulunulması
-
Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca’nın TBMM’ye soru önergesi vermesi
-
YÖK tarafından inceleme sürecinin yeniden başlatılması
-
İçişleri Bakanlığı’ndan idari soruşturma talep edilmesi
-
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) karar sürecinin takip edilmesi
-
İlgili kurumlara ihbar ve başvuruların iletilmesi
Dernek, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu’ndan da çözüm beklediklerini açıkladı. Kurulun talebi üzerine Sosyal Politika Önerisi Raporu hazırladıklarını belirten dernek, merkezin yeniden açılması ve yaşanan krizin kurul tarafından yerinde incelenmesi taleplerini ilettiklerini kaydetti.
Ayrıca, tasfiye edildiği öne sürülen TRSM İl Koordinasyon Kurulu’nun yeniden oluşturulması ve konunun Cumhurbaşkanı’na iletilmesi istendi.
Dernek, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, Engelliler Hakkında Kanun ve 2030 Engelsiz Türkiye Vizyon Belgesi kapsamında, Gaziantep Üniversitesi’nin süreç sonuçlanana kadar Engelsiz Üniversite Ödülleri’nden men edilmesini de YÖK ve ilgili kurumlardan talep etti.
“Üniversitenin idari özerkliği sınırsız değil”
Gaziantep Üniversitesi’nin idari özerkliğinin hukuka aykırı kararlar alma serbestisi anlamına gelmediğini savunan dernek, engelli vatandaşların anayasal haklarının kurumların tek taraflı idari tasarruflarıyla ortadan kaldırılamayacağını belirtti.
Açıklamada, üniversitenin bildirdiği dokuz aylık tadilat süresinin dolduğu, ancak binada herhangi bir tadilat yapılmadığı öne sürüldü.
Dernek, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a çağrıda bulunarak, merkezin yeniden açılacağı tarihin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Açıklamada, “Gaziantep Üniversitesi’nin usul dışı belirttiği dokuz aylık tadilat süresi dolmuş ve binada herhangi bir tadilat yapılmamıştır” denilerek, TRSM’nin bir an önce yeniden hizmete açılması talebi yinelendi.
EK AÇIKLAMA: Osmaniye’deki öğretmen cinayeti ve ruhsal engellilik vurgusu
Dernek, Osmaniye’de hayatını kaybeden öğretmen Mehmet Bilgili için başsağlığı mesajı yayımlayarak olayın haberleştirilmesi konusunda Osmaniye Valiliği ile iletişime geçtiklerini bildirdi. Açıklamada, Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti’ye hızlı geri dönüşü nedeniyle teşekkür edildi.
Dernek, olayın ardından ruhsal engellilik ile şiddet arasında doğrudan ve genelleyici bir bağ kurulmasına karşı çıkarak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e çağrıda bulundu.
Açıklamada, ruhsal engelli bireylerin de farklı nedenlerle suç işleyebileceği, cezai sorumluluğun ise kişinin olay sırasındaki durumuna ve adli değerlendirmelere göre belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
Özellikle ruhsal hastalık tanılarının, somut olayla nedensellik bağı kurulmadan şiddetin nedeni olarak gösterilmesinin yanlış olduğu savunuldu. Dernek, hastalık bilgilerinin kişisel veri niteliği taşıdığına dikkat çekerek, bu bilgilerin kişinin iradesi ve hukuki koşullar gözetilmeden açıklanmasının mahremiyet sorunlarına yol açabileceğini belirtti.
Açıklamada, ruhsal hastalıkların doğrudan cinayetle ilişkilendirilmesinin ruhsal engelli bireylerin tamamını zan altında bırakabileceği vurgulanarak, şu ifadeler kullanıldı:
“Hiçbir ruhsal hastalık, öldürme hastalığı değildir.”
Dernek, ruhsal engelli bireylerin damgalanmasının ve ayrımcılığa maruz bırakılmasının önlenmesi gerektiğini belirterek, olayların haberleştirilmesinde evrensel insan hakları ve basın meslek ilkelerine uygun bir dil kullanılmasını istedi.
Açıklamada ayrıca, ruhsal kriz dönemlerinde ortaya çıkabilecek risklerin öngörülmesi ve önlenmesine yönelik kamu politikalarının önemine dikkat çekildi. Dernek, bu tür olayların değerlendirilmesinde bireysel sorumluluk, sağlık hizmetlerine erişim, mahremiyet ve toplumsal damgalama konularının birbirinden ayrı ele alınması gerektiğini kaydetti.
GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ’NDE TRSM KRİZİ: “ENGELLİLER ÜNİVERSİTEDEN KOVULDU”
Gaziantep Üniversitesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nin (TRSM) hizmet dışı kalması, tadilat açıklamaları ve kurumlar arasındaki yazışmalarda ortaya çıkan çelişkiler tartışma yarattı. İlgili dernek, merkezin kapatılma sürecinin hukuka, hasta haklarına ve kamu etiğine aykırı olduğunu savunarak Sağlık Bakanlığı ve YÖK’e çağrıda bulundu. Dernek, merkezin yeniden açılmasını, tasfiye edildiğini belirttiği koordinasyon kurulunun yeniden oluşturulmasını ve üniversitenin Engelsiz Üniversite Ödülleri’nden men edilmesini talep etti.
RESMİ YAZIŞMALARDA “TADİLAT” ÇELİŞKİSİ
Derneğin açıklamasına göre, Gaziantep Üniversitesi’nin 3 Haziran 2026 tarihli ve Serpil Acıoğlu konulu iç yazışmasında, fiziki imkânların yetersizliği nedeniyle TRSM’de aktif hizmet sunulamadığı bilgisi Sağlık Müdürlüğü’ne iletildi. Ancak 8 Haziran 2026 tarihli, Vali Yardımcısı İlker Eker imzalı CİMER yanıtında, merkezin hizmet verememesine gerekçe olarak dokuz aylık tadilat sürecinden söz edildi.
Dernek, söz konusu yanıtın çeşitli çelişkiler ve hatalı bilgiler içerdiğini öne sürerken, 2024 yılında yaşanan bir üslup tartışmasına da yeniden atıfta bulunulmasını eleştirdi.
Tartışmanın seyrini değiştiren yazışma ise Gaziantep Üniversitesi Yönetim Kurulu’na yapılan başvuruya verilen yanıtta ortaya çıktı.
Derneğin 17 Ağustos 2026 tarihli dilekçesinde, başta Anayasa, Engelliler Hakkında Kanun ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu olmak üzere ilgili mevzuatın ihlal edildiği iddia edildi. Üniversitenin 21 Ağustos 2026 tarihli yanıtında ise tadilatla ilgili teknik hazırlıkların, ödeneğin ve idari süreçlerin tamamlanmadığı belirtildi. Yanıtta ayrıca bu durumun TRSM’nin kapandığı anlamına gelmediği ifade edildi.
Dernek, bu açıklamaların önceki yazışmalarda dile getirilen dokuz aylık tadilat gerekçesiyle çeliştiğini savunarak şu soruları yöneltti:
“Tadilat başlamadıysa neden engellileri gönderdiniz? Resmî belgelerde tadilat yazdıysanız neden tadilata başlamadınız?”
“TRSM POLİKLİNİK DEĞİL, REHABİLİTASYON MERKEZİ”
Dernek, Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin işlevinin yalnızca ayakta tedavi hizmeti sunmakla sınırlı olmadığını, rehabilitasyon hizmetlerinin de merkezin temel görevleri arasında bulunduğunu vurguladı.
Açıklamada, TRSM Yönergesi’nde yer alan ağır ruhsal bozukluk kavramının, Engelliler Hakkında Kanun çerçevesinde ruhsal engellilikle ilişkili olduğu ifade edildi. Rehabilitasyon hizmetlerinin kişilerin tanılarına, tanının derecesine ve ortaya çıkardığı kayıplara göre bireysel olarak düzenlenmesi gerektiği belirtildi.
Dernek, kamu hizmetlerinin sürekliliği ilkesi gereğince tadilat gerekçesiyle hizmetin tamamen ortadan kaldırılmasının kabul edilemeyeceğini savundu.
Merkezin ruhsatı ve sunduğu hizmetler kapsamında danışanların belirli doktorlarla, sağlık çalışanlarıyla ve diğer danışanlarla kurdukları ilişkilerin de önem taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, tadilat yapılması durumunda üniversitenin geçici bir hizmet alanı oluşturması gerektiği ileri sürüldü.
Dernek ayrıca, danışanların rızaları dışında başka merkezlere yönlendirilmesinin hak ihlali oluşturduğunu savunarak, TRSM’lerin bölge ve kapasite esasına göre hizmet verdiğini, bu nedenle başka kamu merkezlerine yönlendirme yapılmasının yetki ve erişilebilirlik sorunlarına yol açabileceğini belirtti.
“TRSM İL KOORDİNASYON KURULU TASFİYE EDİLDİ”
Açıklamada, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Mikail Özdemir’in daha önce yapılan görüşmede ve CİMER üzerinden verdiği yanıtta merkezin yeniden açılacağını belirttiği aktarıldı.
Derneğin iddiasına göre Özdemir, TRSM İl Koordinasyon Kurulu kararlarının uygulanmaması konusunun kurulun ilk toplantısında gündeme getirileceğini de ifade etti.
Ancak dernek, Vali Yardımcılarının görev dağılımını gösteren şemadan TRSM İl Koordinasyon Kurulu koordinatörlüğünün çıkarıldığını ve bu yolla kurulun tasfiye edildiğini öne sürdü.
YÖK VE CUMHURBAŞKANLIĞI’NA BAŞVURU
Dernek, TRSM’nin hizmet dışı kalmasıyla ilgili hukuki ve idari girişimlerinin sürdüğünü bildirdi.
Bu kapsamda suç duyurusunda bulunulduğu, Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca tarafından Meclis’e soru önergesi verildiği, YÖK’ün inceleme sürecini yeniden başlattığı ve İçişleri Bakanlığı’ndan idari soruşturma talep edildiği belirtildi. Dernek ayrıca Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) karar sürecini takip ettiklerini kaydetti.
Açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu’ndan Sosyal Politika Önerisi Raporu talep edildiği belirtilerek, kurulun değerlendirmesi beklendiği ifade edildi.
Derneğin talepleri arasında şu başlıklar yer aldı:
-
Gaziantep Üniversitesi TRSM’nin bir an önce yeniden açılması.
-
Krizin ilgili kurul tarafından yerinde incelenmesi.
-
Tasfiye edildiği belirtilen TRSM İl Koordinasyon Kurulu’nun yeniden oluşturulması.
-
Konunun Cumhurbaşkanı’na iletilmesi.
-
Gaziantep Üniversitesi’nin, inceleme ve çözüm süreci tamamlanıncaya kadar Engelsiz Üniversite Ödülleri’nden men edilmesi.
Dernek, son talebini Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, Engelliler Hakkında Kanun ve 2030 Engelsiz Türkiye Vizyon Belgesi’ne dayandırdı.
“İDARİ ÖZERKLİK, HUKUKUN DIŞINA ÇIKMAK DEĞİLDİR”
Gaziantep Üniversitesi’nin idari özerkliğinin hukuka aykırı kararlar alma serbestisi anlamına gelmediğini savunan dernek, üniversitenin idari tasarruflarının Anayasa, tıp etiği ve kamu etiği çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada, ruhsal engelli bireylerin ve yakınlarının da diğer vatandaşlar gibi anayasal haklara sahip olduğu vurgulanarak, bu hakların tek taraflı idari kararlarla sınırlandırılamayacağı ifade edildi.
Dernek, üniversitenin bildirdiği dokuz aylık tadilat süresinin dolduğunu, buna karşın binada herhangi bir tadilat yapılmadığını ileri sürdü.
Bu gerekçeyle Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a çağrıda bulunan dernek, TRSM’nin yeniden açılacağı tarihin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
EK AÇIKLAMA: OSMANİYE’DEKİ ÖĞRETMEN CİNAYETİNE İLİŞKİN DAMGALAMA UYARISI
Dernek, açıklamasının ek bölümünde Osmaniye’de hayatını kaybeden öğretmen Mehmet Bilgili için başsağlığı mesajı yayımladı. Olayla ilgili Osmaniye Valiliği’ne bilgi notu ilettiklerini ve hızlı dönüş aldıklarını belirten dernek, Vali Mehmet Fatih Serdengeçti’ye teşekkür etti.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e de çağrıda bulunan dernek, olayın haberleştirilmesinde ruhsal engellilik ile şiddet arasında doğrudan ve genelleyici bir ilişki kurulmasının sakıncalarına dikkat çekti.
Açıklamada, ruhsal engelli bireylerin hastalıklarından bağımsız nedenlerle de suç işleyebileceği, bu tür durumlarda cezai sorumluluğun somut olayın koşulları ve kişinin hukuki durumu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Dernek, bir kişinin ruhsal rahatsızlığı bulunduğu gerekçesiyle işlediği iddia edilen bir suçun doğrudan hastalıkla ilişkilendirilmesinin, tüm ruhsal engelli bireyleri zan altında bırakabileceğini savundu.
“Hiçbir ruhsal hastalık, öldürme hastalığı değildir” ifadesine yer verilen açıklamada, hastalık bilgilerinin kişisel veri niteliği taşıdığı ve kişinin iradesi dışında açıklanmaması gerektiği vurgulandı.
“DAMGALAMA, RUHSAL ENGELLİLERİN HAKLARINI TEHDİT EDİYOR”
Dernek, ruhsal engellilikle ilişkilendirilen şiddet olaylarının haberleştirilmesinde evrensel insan hakları ilkeleri ve basın etiğinin gözetilmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada, ruhsal hastalık tanılarının suçla özdeşleştirilmesinin toplumsal damgalamayı artırabileceği, bunun da ruhsal engelli bireylerin ve ailelerinin yaşam, hukuk ve onur güvenliğini tehdit edebileceği kaydedildi.
Dernek, ruhsal engellilikle bağlantılı olduğu ileri sürülen olaylarda hastalık, kişinin fiili ve cezai sorumluluk arasındaki ilişkinin somut verilerle ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
Gaziantep Üniversitesi TRSM’nin yeniden açılması için çağrısını yineleyen dernek, hem merkezde yaşanan sürecin hem de ruhsal engellilere yönelik toplumsal yaklaşımın ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesini istedi.


