BIST 100
12.936,35 -0,88%
DOLAR
44,5821 0,27%
EURO
51,4750 0,09%
GRAM ALTIN
6.704,43 0,27%
FAİZ
42,79 0,12%
GÜMÜŞ GRAM
104,72 0,27%
BITCOIN
67.167,00 -0,14%
GBP/TRY
58,9194 -0,29%
EUR/USD
1,1519 -0,17%
BRENT
109,03 7,78%
ÇEYREK ALTIN
10.961,74 0,27%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
11 °

HEPİMİZ TÜRK MİLLETİYİZ!

DB
MHP Lideri Devlet Bahçeli "Terörsüz Türkiye hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi dona kalmışlardır." dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Türkiye ve dünyanın gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Lider Bahçeli, konuşmasında özellikle “Terörsüz Türkiye” hedefine vurgu yaptı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, terörsüz Türkiye hedefini eleştirenlere ve karşı çıkanlara sert tepki gösterdi. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” çağrısının karşıtlarının artık “kamyon farı görmüş tavşan gibi donakaldığını” belirten Lider Bahçeli, herkesin milli hedefler doğrultusunda birleşmesi gerektiğini ifade etti.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, konuşmasında Türk ve Kürt kardeşliğine değinerek, “Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt’ün ebedi kardeşlik baharıdır. Ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin simgesidir” dedi. Lider Bahçeli ayrıca, etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın Türkiye’ye hiçbir fayda sağlamayacağını vurguladı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tamamı:

Değerli Milletvekillerimiz, Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler, Basınımızın Kıymetli Temsilcileri, Bayram nedeniyle verilen aranın hitamında Meclis grup toplantımızı hep birlikte gerçekleştirmenin haklı sevincini yaşıyoruz. Konuşmanın başında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyor başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımızı, Gönül ve kültür coğrafyalarımızda haysiyetli ve huzurlu bir hayatın mücadelesini veren bütün kardeşlerimizi en iyi dileklerimle selamlıyor, bahusus şükran hislerimi paylaşıyorum. Geçen hafta bir yanda Ramazan-ı Şerif’i uğurlarken, diğer yanda bayram günlerinin buruk da olsa güzelliğini yaşadık. Evvelemirde Ramazan ayı süresince tutulan oruçların, yapılan duaların, verilen sadaka, zekat ve fitrelerin Allah indinde kabul ve makbul olmasını halisane duygularla temenni ediyorum.

"Ramazan ayına manen fakir girip ruhen zengin çıkmak ne büyük bahtiyarlıktır"
Ülkemizin çevresi savaşın tüm ağırlığıyla kuşatılmışken, Kanlı ve kahredici olaylar günbegün yaygınlık kazanırken, Mübarek Ramazan ayını hakkıyla ve layıkıyla ne kadar idrak edebildiğimizi, Hemen ardından karşıladığımız Ramazan Bayramı’nı doğasına müzahir şekilde hangi seviyede kutlayabildiğimizi elbette takdirlerinize sunuyorum. Siyonist-emperyalist cinayet şebekesi Ramazan demedi, bayram demedi, mukaddes günlerimizi zindana çevirip zehirlemek için her şiddet yolunu denedi. Ramazan ayı kalp temizliği için bir fırsat, vicdan muhasebesi için bir tedrisat, günahlardan arınma için manevi bir tahsisat olduğu halde, Aynı zamanda daha iyi bir insan mertebesine erişmenin, merhamet ve müşfik bir münasebet ağı kurmanın, Müslüman gönüllerin hayır ve hasenatla yoğrulmasının ruhsatını bahşetmesine rağmen, İslam âleminin nasip hanesine neyin düştüğünü, bundan ne kadar istifade edebildiğini hiç kuşkusuz sadece ve sadece Cenab-ı Allah bilecektir. İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskirmiş, bu kapsamda onca sorun ve sıkıntının koyu gölgesi altında kalmış olsak da iç medeniyet alemimizin yenilenmesi ve yeni baştan yeşermesi hususunda mübarek günlerin bir dönüm noktası olmasını hassaten diliyorum. Ramazan ayına manen fakir girip ruhen zengin çıkmak ne büyük bahtiyarlıktır.Şu veciz sözü hatırlatmak isterim ki; İnsan esas itibariyle efkârından değil ef’alinden sorumludur. Ef’alimizle, yani davranış ve eylemlerimizle hak yolunda, hakikat yolunda, nihayet Allah yolunda, tıpkı karıncanın ateşe su taşıyarak tarafını belli etmesine benzer şekilde, vaki tarafımızı açıkça gösterebildiğimiz ölçüde dengeli, tutarlı ve insan gibi bir hayatı iliklerimize kadar yaşamaya müstahak oluruz. Bir Müslümanın kalbi selime ulaşması, ne cemaatin, ne de cemiyetin işidir, nitekim bu durum kişiye özeldir, yani zata mahsustur.

“Daha güçlü bir Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh bir millet gayemizdir”

Türk-İslam dünyası bağlamında kalbi selimin, hatta aklı selimin neresinde olduğumuzu, neresinde bulunduğumuzu muhakkak sormak ve soruşturmak durumundayız. Savaşların ortasında hüzün sarmaşıklarının yüreklerimize yuvalanması içimizi acıtsa da bayram günlerini yalnızca el ele değil, gönül gönüle geçirdik. Büyüklerin eli öpüldü, küçüklerin başı okşandı. Ramazan Bayramı’yla Bahar Bayramı bu yıl birbirini tamamladı. Etrafımızda kanla, silahla, şiddetle çizilen dehşet tablosunu dikkatle takip ederken, milli birlik ve kardeşliğimizin, güçlenen iç barış ve huzur ortamımızın en büyük direncimiz ve güvencemiz olduğunu bir kez daha gördük ve gösterdik. Aramıza saçılmak istenen nifak tohumlarını bir bir çürütmek için her zamankinden fazla arzuluyuz, heyecanlıyız, sonuna kadar da kararlılık içindeyiz. Bir olacağız, beraber olacağız, birlikten güç doğacağını cümle aleme göstereceğiz. Biz kavgayı ağacın yaprağına yazıyoruz, sonbahar gelince yapraklar kurusun diye. Öfkeyi bulutun üstüne yazıyoruz, rüzgar esince dağılsın diye. Nefreti karların üstüne yazıyoruz, güneş açınca erisin diye. Dostluğu, kardeşliği ve hasbi sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazıyoruz, onlar büyüsün de dünyayı A’dan Z’ye sarsın diye. Daha güçlü bir Türkiye amacımızdır. Daha müreffeh bir millet gayemizdir. Daha kudretli bir devlet gayretimizdir. Gönüllerinde vatan, millet ve bayrak sevgisi; kalplerinde Allah aşkı bulunan her insanımızla aynı parlak geleceğin taliplisi ve takipçisiyiz.

“Terörsüz Türkiye” hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır"
Milliyetçi-Ülkücü Hareket olarak, katran dökmüş gecelerde ayazları yendik, gözyaşlarımızı içimize akıtıp ya kader dedik, ne olursa olsun Türk milletine hizmetten asla geri dönmedik. Başkalarının senaryolarıyla oyalanacak vaktimizin olmadığının farkındayız. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Asırlar öncesinde olduğu gibi devletimizin küresel güç olması için yeni bir imkan doğmuştur. Türk ve Türkiye Yüzyılı atılımı bunun için muteber bir yol haritasıdır. Aynı şekilde “Terörsüz Türkiye” hedefi önümüzdeki tarihi bir fırsat kapısıdır. Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin kalıcı ve kapsayıcı barış ve bayram ortamına kavuşması evvela dayanışmayla, yardımlaşmayla, aynı kıbleye dönmenin, aynı safta birleşmenin emsalsiz mükafat ve mücadelesiyle sağlanacaktır. Artık Türk-İslam coğrafyalarında savaşlar bitsin istiyoruz. Artık masumların, çocukların, savunmasız ve sivil halkların katledilmesine tahammül edemiyor, bu zulmetin son bulmasını diliyoruz. Artık semalarda füzelerin izi değil, hilalin şan ve şerefi, birliğin ve dirliğin namus seslenişi hakim olsun anlayış ve özlemindeyiz. Böylesi bir uyanış ve silkiniş, hürriyete, paylaşmaya, hakkaniyete hasret insanlık için Türkiye’mizi de bir kutup başı yapacaktır. Tekraren vurguluyorum ki, Selçuklu devletinin bayrağında iki yöne bakan çift başlı kartaldan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e miras kalan stratejik vizyon hepimize rehber olmalıdır. Bu, bir pençesi batıyı, diğer pençesi doğuyu kavrayan ve üç kıtada muazzam bir coğrafyayı koruyucu kanatları altına alan ahlak ve asalet simgesidir. Bu mirastan doğan al bayrak jeopolitiğinin önü de ardına kadar açıktır.

"Sonsuza kadar var olacak Türkiye işte bu vizyondan doğacaktır"
Bütün bunlar dünyaya yalnızca Başkent Ankara’dan bakarak gerçekleşecektir. Dünyanın Türkçe okunacağı böylesi bir hakimiyet ise asla saldırgan, sömürücü, baskıcı olmayacaktır. Bu gerçeği yalın olarak görmek isteyenlerin bin yıllık tarihimize bakmaları yeterlidir. Dünyadaki gelişmeleri doğru okuyabilen bir görüş derinliğiyle, İnsanlığın yaşadığı ahlak ve değer buhranını analiz eden manevi olgunlukla, Mazlum toplumlara ait emek, değer ve kaynakların nasıl sömürüldüğünü gören sorgulayıcı bakışla, Beşeriyeti bir rakip gibi değil, Allah’ın emaneti bir kutlu paylaşma vasıtası olarak yorumlayan adalet duygusuyla, Bunları akıl, sabır, iman, irade, vizyon, bilgi, dikkat ve sevgi ile oluşacak bir terkiple çıkacağımız yol bizi mutlaka süper güç Türkiye’ye taşıyacak, bölgemiz barış ve huzur sancağının altında toplanacaktır. Türkiye’miz, milletinin değer, inanç ve ülküleriyle milli stratejisini kendi çizebilirse ki çok şükür bu yapılmaktadır, işte o zaman insanlık barışa, huzura, adalete biraz daha yaklaşacaktır.

"Tarihte Türk devletleri ile yaşanmış, denenmiş ve başarılmıştır"
Bu nedenle, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; öncelikle ülkemize olan sorumluluklarınız kadar, İslâm toplumlarına ve Türk dünyasına, ardından bütün insanlığa da ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarınız vardır ve olacaktır. Bu düşüncemiz asla bir hayal değildir. Tarihte Türk devletleri ile yaşanmış, denenmiş ve başarılmıştır. Bugün gerçekleşmemesi için de hiçbir neden yoktur. Sözlerimin bu aşamasında sizlerin, aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramı’nı bir kez daha kutluyorum. Nevruz Bayramı’mızın yeni bir diriliş ruhuna kaynaklık etmesini temenni ediyorum.

“Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur”
Ayrıca Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim uçuşu yapan Katar Silahlı Kuvvetleri envanterine kayıtlı bir helikopterin kaza kırıma uğrayarak düşmesi, Bunun sonucunda bir askerimizin ve iki Aselsan çalışanımızın yanında dört Katar askerinin de şehit düşmesi hepimizi hüzne boğmuştur. Aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum. Acılı ailelerine, mesai arkadaşlarına, milletimize, dost ve kardeş ülke Katar’a başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

“Uluslararası insancıl hukuk paçavraya dönmüştür”
İnsanoğlu; Hz.İbrahim ile Nemrut’u birlikte gördü. İnsanoğlu; Hz.Musa ile Firavun’u birlikte gördü. İnsanoğlu; Hz.Muhammed ile Ebu Cehil’i birlikte gördü. Ve sonunda yine gördü ki; temiz vicdan, sağlam irade, dürüst ahlak, doğru tercih, samimi inanç daima üstün gelmiş, zaman zaman bir adım gerilese bile her zaman iki adım öne sıçramayı başarmıştır. İzan aklın terbiyesidir. İdrak, akıl erdirme, bir işin gerçeğini bütün boyutuyla kavrama hasletidir. Şayet izan yoksa idrak olamaz. İdrak yoksa mizacın iyi olması tek başına bir anlam ifade edemez.Aynı anda küresel ve bölgesel sıcak gelişmelerin akışkanlığına bakarsanız görürsünüz ki; akıl, izan ve idrak kaybolmuştur. Kaybolan bir değeri olmadığı yerde arayıp bulmak ise hayal ötesi bir beklentidir. Uluslararası insancıl hukuk paçavraya dönmüştür. Çünkü ne dikkate alan, ne saygı duyan, ne de riayet ve itibar eden kalmıştır. Bilhassa uluslararası barış ve güvenliği korumak, insan haklarını geliştirmek, sürdürülebilir kalkınmayı temin etmek maksadıyla 24 Ekim 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarihinin en aciz ve perişan dönemine hapsolmuştur. Fiilen hukuksal işlevini ve bağlayıcı iradesini kaybetmiştir.

“28 Şubat’tan buyana İran İslam Cumhuriyeti’nin kolay lokma olmadığı anlaşılmıştır”
ABD ile İsrail’in eşgüdüm halinde İran’a karşı icra ettikleri orantısız, haksız ve gerekçesiz saldırıların 25’inci gününde komşu coğrafyalar toz duman içindedir. Trump’ın “İran’ı yok edeceğiz” tehdidi, İran Dışişleri Bakanı’nın “Amerikalılarla müzakereler sonsuza dek sona ermiştir” açıklaması, İsrail Başbakanı’nın şiddet dozajının artacağını söyleyerek “Savaşın ne kadar gerekirse o kadar süreceğini” ifade etmesi barış ümitlerini sekteye uğratmaktadır. Siyonist-emperyalist haydutluğun, dünya için stratejik öneme haiz İran’ın Pars Doğal Gaz Sahası’nı ve Natanz Nükleer Tesisini vurması, bunun ardından İran’ın, Katar ve Suudi Arabistan’daki rafinelerin yanında İsrail’in nükleer sahası olan Arad ve Dimona’ya misillemede bulunması tansiyonu zirveye çıkarmıştır. Kâbus senaryolarının tedavüle sokulması, Üst düzey devlet ve siyaset insanlarına doğrudan suikastların yapılması, Üçüncü Dünya Savaşı’nın fiilen başladığına dönük iddiaların servis edilmesi, Nükleer silahların kullanımıyla ilgili korku verici imaların sıradanlaşması, Enerji krizinin kapıya dayanması,Bu çerçevede Hürmüz Boğazı, Babülmendep Boğazı, Basra Körfezi, Süveyş Kanalı’nı içine alan kaygı uyandıran hesaplaşmalar ve karşılıklı gözdağları savaşın başlangıç noktasından öngörülemez ve kontrol edilemez bambaşka mecralara savrulduğunu göstermektedir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde yoğunlaşan, tahliye vanaları kapalı duran, jeopolitik sıkışmanın ve zora dayalı sertleşmenin devamlı tırmandığı siyasi, askeri ve ekonomik basıncın aynısı, belki daha fazlası bugün müşahede edilmektedir. İran’ın dini liderlerinin, devlet ve siyaset hayatında sivrilmiş üst düzey isimlerin nokta operasyonlarla hedef alınması husumeti genişletmekle kalmayıp uzun seneler boyunca sürecek ihtilaf ve cepheleşmeleri de derinleştirmektedir. 28 Şubat’tan buyana İran İslam Cumhuriyeti’nin kolay lokma olmadığı anlaşılmıştır. Rejim ve devlet yönetimi etrafında kenetlenen, tek yürek halinde birleşen İran halkı saldırılara karşı adeta etten duvar örmüştür. Sınırlarımızın diğer yakasında süregelen savaş göstermiştir ki, bir halkı, bir milleti içten çözmeden hiçbir muhasım gücün başarı şansı yoktur. İşte bu yüzden “Terörsüz Türkiye” hedefimizin hem Allah’ın bir lütfu hem de aziz Türk milletinin tarih, kültür ve egemenlik sacayağındaki muazzez ve müessir iradesinin hikmetli aklı olduğu belgelenmiş, hamd olsun teyit edilmiştir.

“Terörsüz Türkiye” hedefimize dudak bükenler şimdi köşe bucak saklanmaktadır"
“Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” çağrımıza şaşı bakanlar, olmadık suçlamalarda bulunanlar, üstelik milletsiz ve milliyetsiz milliyetçilik anlayışına yaslanarak olmayan dağı delip bulunmayan suyu akıtanlar, haklılığımızın berraklaşmasıyla kamyon farı görmüş tavşan gibi donakalmışlardır. Biz yine de onların donup kalmalarını değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüze omuz vermelerini istiyor, buna davet ediyoruz. Biz yine de onların huzurlu, güvenli, istikrarlı, ekonomik refaha ulaşmış, diplomaside altın çağını yaşayan, güçlenen ve gürbüzleşen Türkiye için harekete geçmelerini bekliyoruz. Terörsüz Türkiye, ateşin göbeğine düşen coğrafyalar ve komşu devletler karşısında, ülkemin her köşesinde milli yürekleri sulayan zemzem suyudur. Terörsüz Türkiye, Türk ile Kürt’ün ebedi kardeşlik baharı, ortak kader ve keder paydasında yekvücut olma halinin sudur etmesidir. Kukla ile kuklacı aynı maldır; birinin tıyneti, ötekinin suretidir. Biz kuklaları ve kuklacıları aramızdan sürüp çıkarıyoruz. Dilimiz birdir, kıyamete kadar var olacak kardeşliğin dilidir. Dinimiz birdir, itikat ve imanımızın müşterek dairesinde birliğin ilahi meşalesidir. Vatanımız birdir, acımız birdir, amacımız birdir, atimiz birdir, mazimiz birdir, Türk ile Kürt bozulmayacak kardeşliğin nişanesidir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli: Terörsüz Türkiye hedefi milli yüreklere sunulan zemzem suyudur
“Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz”
Coğrafyalar deprem geçirirken, jeopolitik fırtına devleşmişken, savaş ve çatışmalar dönemi hızla tetiklenmişken; bize başkasından fayda yok diyeceğiz, onun bunun şeytan planlarına aldırış etmeyeceğiz, bozguncuları güldürmeyeceğiz, birlikte ve beraberce bayrağımızı asla indirtmeyeceğiz. Kimlik siyasetinin sonu yoktur. Etnik ve mezhep temelli kamplaşmanın kazananın yoktur. Ancak her şeyden önce Türkiye demenin beka düzeyinde önceliği vardır ve olacaktır. “Terörsüz Türkiye” hedefimiz kapsamında ihtiyaç duyulan, ilgili komisyonun hazırladığı rapora binaen demokratik ve hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecektir. Bu süreçte yanlış anlamalara meydan verecek, iyi niyetle ters düşecek, vehimleri teşvik edecek, kırılganlıkları artıracak sancılı açıklamalardan özenle kaçınmak esas olmalıdır. On yıllar boyunca milletimizin ve ülkemizin önünü kapatmış, pek çok ağır tahribata, kayba ve kabarık faturaya yol açmış terör musibetinin tamamıyla sonlandırılmasıyla Türk milleti ortak paydasında buluşmuş her insanımız kazançlı çıkacaktır. Süreci boğmanın, aceleye getirmenin, tartışmaları alevlendirmenin alemi yoktur. Yola çıktık, inşallah varacağız. Hedef koyduk, inşallah ulaşacağız. “Terörsüz Türkiye” dedik, Allah’ın izniyle ve muhakkak surette başaracağız. Terörsüz Türkiye, koynunda haç taşıyanlara karşı hilalin duruşudur. Terörsüz Türkiye, haramı geçim kapısı yapanlara karşı helalin şuurudur. Terörsüz Türkiye, batıla hizmet edenlere karşı hakkın teslim olmaz ruhudur.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?