BIST 100
12.382,65 0,10%
DOLAR
43,1929 0,03%
EURO
50,3766 0,13%
GRAM ALTIN
6.419,23 -0,18%
FAİZ
36,89 -0,51%
GÜMÜŞ GRAM
126,99 -1,95%
BITCOIN
96.594,00 -0,99%
GBP/TRY
57,9812 -0,19%
EUR/USD
1,1632 -0,10%
BRENT
64,25 -3,41%
ÇEYREK ALTIN
10.496,30 -0,17%
İzmir Parçalı Bulutlu
İzmir hava durumu
11 °

Efendisinin Aynasında Kendini Arayanlar: “Ev Zencisi”nin Trajedisi

WhatsApp Image 2026-01-07 at 11.25.59

Malcolm X, siyasi literatüre o meşhur "Ev Zencisi" (House Negro) kavramını kazandırdığında, aslında sadece dönemsel bir eleştiri yapmıyor; evrensel bir insanlık durumunu, hastalıklı bir psikolojiyi ifşa ediyordu.

Bu kavramın en çarpıcı turnusol kağıdı şuydu: Efendisi hastalandığında, evdeki köle koşarak yanına gelir ve o tarihi soruyu sorardı: "Patron, biz hasta mı olduk?"

​Buradaki inceliğe dikkat ediniz; "Sen hasta mısın?" demez, "Biz" der. Çünkü kendi varlığını, efendisinin varlığında eritmiştir. Kendi ızdırabını unutmuş, efendisinin acısını sahiplenmiştir. Efendisinin evi tutuştuğunda, efendisinden daha fazla dehşete kapılır; çünkü o ev yanarsa, kendisinin de o "ayrıcalıklı" konumunu, mutfaktan arta kalanları yeme konforunu yitireceğini bilir.

​Peki, bu metaforu bugünün Türkiye’sine tuttuğumuzda kimi, daha doğrusu "neyi" görüyoruz?

Zihinsel Sürgün ve Aidiyet Krizi

 ​Bugün karşımızda, bedeni bu topraklarda yaşayan ama zihni sürekli "Batı başkentlerini" mesken tutmuş bir kitle var. Bu, coğrafi bir mesele değil; derin bir aşağılık kompleksi ve aidiyet krizidir.

​"Modern Ev Zencisi", kendi toplumunun değerlerine, inancına ve yaşam biçimine; efendisinin, yani küresel hegemonik kültürün gözlüğüyle bakar. Efendisi bir şeye "barbarlık" diyorsa, o da barbarlık der. Efendisi bir şeye "medeniyet" atfediyorsa, içeriğini sorgulamadan onu kutsar.

​Kendi ülkesinin çıkarları ile "efendisinin" çıkarları çatıştığında, tereddütsüz şekilde efendisinin safında yer alır. Bunu yaparken de kendini "objektif aydın", "çağdaş birey" veya "dünya vatandaşı" gibi süslü sıfatların arkasına gizler. Oysa bilinçaltındaki dürtü çok basittir: "Evi korumalıyım, çünkü efendi düşerse ben bir hiçim."

​Bu zihniyetin yönelttiği eleştiriler, ülkeyi daha iyiye taşıma amacı gütmez. Onların eleştirisi, efendisine sunulmuş bir "sadakat raporu" gibidir. Uluslararası bir mecrada Türkiye aleyhine bir yazı çıktığında, bunu bir utanç değil, bir "haklı çıkma" vesilesi sayarlar.

​"Gördünüz mü, dünya bizim hakkımızda ne diyor?" derken seslerindeki o gizli haz, aslında "Bakın, ben sizden değilim, ben o yazıyı yazanların tarafındayım" deme çabasıdır. Efendisinin lügatıyla konuşmayı, onun kavramlarıyla düşünmeyi entelektüellik sanırlar. Oysa bu, zihinsel bir sömürgeden başka bir şey değildir.

​Ev Zencisi'nin en büyük trajedisi şudur: Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar "biz hasta olduk" derse desin, günün sonunda efendisi tarafından sadece bir "araç" olarak görülür. Mutfakta karnı doyar, sırtına efendisinin eski elbiselerini geçirir, belki salona girmesine bile lütfedilir ama asla o masanın asli unsuru olamaz.

​Türkiye'deki izdüşümleri de farksızdır. Batılı kurumlar tarafından sırtları sıvazlanır, fonlanır, ödüllendirilirler; ancak "kullanım ömürleri" dolduğunda veya kriz anlarında ilk gözden çıkarılanlar yine onlardır.

​Artık şu gerçeği görmemiz gerekiyor: Kendi evini beğenmeyip başkasının evinde sığıntı olmayı "seçkinlik" sanan bu zihniyet, toplumsal özgüvenin önündeki en büyük engeldir.

YORUM YAP

Şu anda Kendi Evinde Efendi adlı kişinin yorumuna cevap yazıyorsunuz. Cevabı iptal etmek için tıklayın.
Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.
Kendi Evinde Efendi 07.01.2026 17:47

Çok güzel bir tespit ve güzel bir anlatım

Yanıtla