
Cumhuriyetlerin ve Demokrasilerin olmazsa olmazı siyasi partilerdir.
Milletler kendilerini yönetecek kadroları seçimler yoluyla siyasi partilerden seçer.
Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasi partisi olduğu kadar, Türkiye’nin çalkantılı yıllarının her safhasında olmuş bir siyasi yapıdır.
CHP’yi Atatürk kurmuştur, bu bir gerçektir. Ama sırf o kurdu diye CHP’nin bir Türkiye kutsalı olduğu söyleyemeyiz.
Çünkü Atatürk için siyasi parti yani CHP, bir amaç değil bir araçtır.
Amaç olan ise “Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş, medeni, dünya ile barışık, milli kalkınmayı başarmış ve sonsuza kadar yaşayacak olmasıdır”.
O sebeple CHP’ye bir kutsallık addedilemez. Kutsallık veya gönülden başlılık diyelim, işte o Cumhuriyetin, onu kuran Türk milletinin ve devletin kendisinedir. Bayrağına, istiklal marşına ve konuştuğu dil Türkçe’ yedir.
***
Siyasi tarihimize şöyle bir baktığımızda CHP’nin soldan sağa doğru devamlı olarak bir akış içinde olduğunu ve bir oraya bir buraya savrulduğunu görebiliriz.
CHP son elli yılında, sol söylemleri barındıran, yansıtan ve kullanan bir parti olarak Atatürk’ün tamamen karşısındadır.
Atatürk, sol, sosyalizm ve Komünizm düşmanı olarak böyle bir CHP’yi hayal bile edemezdi.
Hal böyleyken Atatürk’e bile solculuk atfeden CHP anlayışı gerçeklik arz etmiyor.
Atatürk solcu değildi, olmazdı… Çiftlik sahibiydi, banka kurmuştu, üretimde hürriyet taraftarıydı ve komünizmin başı ezilmeli diyen bir liderdi…
Bunları böyle açık açık söylemek gerekiyor.
Batıdan yanaydı Atatürk… Doğuda kemikleşen bir Sovyetlerden yana değildi. Aksine Sovyetlerin yıkılacağını ve bizim oradaki öz kardeşlerimiz olan Türk cumhuriyetlerine karşı kendimizi hazırlamamızı istiyordu. Bunun için “Türkçe ve Türk Kültürü” zerinde önemle duruyordu. Çünkü SSCB sınırları içinde kalan Türk devletleriyle yegâne bağlantımızın Türk değerleri ve Türkçe olduğunu çok iyi biliyordu.
***
Gelelim CHP’ye…
Az önce söylediğimiz gibi CHP, sağ ve sol arasında gidip gelen, mezhepçi, burjuva ve aynı zamanda bürokratik sulta isteklisi bir yapı olarak bugün hala siyaset kulvarında yerini alıyor.
Fakat bilhassa “Mutlak Butlan” kararı ile son günlerde çift başlı bir görünüm sergiliyor.
Malum CHP kongresinin rüşvet ve hile ile yapıldığına karar veren mahkeme, durum tespiti yapıp, o günün öncesindeki yapıya partiyi teslim ediyor.
Bu bir bakıma hak teslimdir ve mahkemelerden de aslında bu beklenir…
Şimdiki durum Yetkilerini yeniden devralan Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel (Ekrem İmamoğlu) çekişmesinden ibarettir.
***
Bakalım CHP beklenen “arınma” hedefine ulaşıp Türkiye merkezli politikaların üretildiği bir siyasi parti olacak mı?
Türkiye Yüzyılında Atatürk’ün kurduğu CHP’de ulusal alana dönmesi beklenir…
Bakalım, göreceğiz… Türkiye mi yoksa İmamoğlu kontrolünde bir batı partisi mi olacak CHP…
Ya da CHP bundan sonra hangi manşetlerle anılacak?... Hep beraber göreceğiz…



