Reklam
BIST 100
14.200,20 3,62%
DOLAR
45,9116 0,03%
EURO
53,4259 0,03%
GRAM ALTIN
6.625,11 0,09%
FAİZ
43,40 -0,80%
GÜMÜŞ GRAM
111,02 0,46%
BITCOIN
67.228,00 -5,78%
GBP/TRY
61,8825 0,14%
EUR/USD
1,1631 0,00%
BRENT
96,17 1,25%
ÇEYREK ALTIN
10.832,06 0,09%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
24 °

MAVİ IŞIĞIN ALTINDA SESSİZ KAYBOLUŞ

WhatsApp Image 2026-05-11 at 19.18.51

Bir zamanlar, pek de uzak değil hani; Çocuk sesleri yankılanırdı müstakil evlerimizden...

Bugün ise birçok evden dışarıya yalnızca ekranların mavi ışığı yansıyor.

Aynı evin içinde yaşayan insanlar, artık birbirlerinin hayatına eskisi kadar temas etmiyor.
Aynı sofrada oturan aileler birbirine değil, ekranlara bakıyor.

Ve belki de çağımızın en sessiz dönüşümü tam da burada yaşanıyor.

Çocuklarımız artık yalnızca fiziksel dünyada değil; algoritmaların, bildirimlerin ve sürekli onay arayışının içinde büyüyor.

Sanal bir “like” ile mutlu oluyor, bir yorumla kırılıyor, kendi değerlerini hiç tanımadıkları insanların tepkileri üzerinden tanımlamayı öğreniyorlar.

Aslında sorun teknoloji değil.
Sorun telefonlar da değil!

Asıl mesele; dijital dünyaya bağlanırken birbirimizle olan bağlarımızı zayıflatmış olmamızdır…

Biz yetişkinler ekranlarda haklı çıkmaya çalışırken, çocuklarımız sessizleşiyor!
Görülmek için daha fazla dikkat çekmeye, sevilmek için daha fazla onay beklemeye alışıyorlar.

Bir nesil internete bağlandı.
Ama giderek birbirinden kopuyor!

Bu mesele siyasi değil.
Kültürel ya da ideolojik bir tartışmanın da ötesinde…

Çünkü mavi ışık; sağcı-solcu, zengin-fakir, genç-yaşlı ayırmıyor.

Bu sanal dünya, bu ekran taarruzu;

Bir çocuğun çocukluğunu…
Bir annenin dikkatini…
Bir babanın sesini…
Bir ailenin birlikte geçirdiği zamanı, çalıyor bizden…

Belki de artık kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Aynı evin içinde birbirimize gerçekten ne kadar temas ediyoruz?

Çünkü çocuklar en çok nasihati değil, ilgiyi hatırlar.
Ve hiçbir ekran, gerçek bir göz temasının yerini tutamaz.

Belki bugün küçük bir şey deneyebiliriz:

Bu akşam birkaç saatliğine telefonları sessize almak.
Yemek masasında yalnızca ekmeği değil, sohbeti de paylaşmak bize çok iyi gelecektir…

Evet, evet gelin hemen bu akşam bir dijital ateşkes ilan edelim… Daha çok konuşalım birbirimizle, daha çok bakalım gözlerimizin içine ve daha çok sıvazlayalım birbirimizin sırtını… Daha çok kucaklaşalım sözlerimizle, sımsıkı saralım birbirimizi…

Ve çocuklarımıza:

“Bugün internette ne yaptın?” yerine,
“Bugün seni gerçekten ne mutlu etti?”
diye soralım…

Çünkü büyük değişimler, küçük dikkat anlarıyla başlar. Anı yaşayarak değerlenir…

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.
Hakan Anıl 12.05.2026 12:30

Mavi ekranlarda oynanan, izlenen her ne varsa frekansları da gömmeye başladılar, çoluk çocuk kurtuluş doğada, insanca dayanışma da. Sanal ekranların zararı sanalda kalmıyor.

Yanıtla
Aykut İnciler 12.05.2026 13:37

Kaleminize yüreğinize sağlık Faruk bey, çok güzel ve önemli bir konuya değinmişsiniz, tebrik ederim. O zaman hep birlikte “Dijital Ateşkes”. Bunu ara ara yapmazsak, evde kimse birbirini tanımayacak hale geleceğiz. Hele hele evlatlarımızın gelişimi ve mutluluğumuz için ara ara bu kuralı uygulamak zorundayız.Tekrar teşekkürler

Yanıtla
Burhan Cin 14.05.2026 08:36

Şuan bütün ailelerin yaşadığı sancıyı betimleyen çok güzel bir yazı olmuş…Aynı evin içinde ama birbirinden kilometrelerce uzak insanlar haline geldik.Anne ayrı ekranda, baba ayrı dünyada, çocuklar dijital labirentlerin içinde kaybolmuş durumda…Sofralarda sessizlik, odalarda yalnızlık, göz göze değil ekrana bakılan bir hayatın tam ortasındayız. Dijital ateşkes hemen ama şimdi…
Telefonların değil, kalplerin birbirine bağlandığı bir hayat için.

Yanıtla