
Okullar kapandı. Şimdi herkes sınavları, netleri, başarı sıralamalarını ve çocukların karnelerini konuşuyor. Eğitim sistemi de uzmanlar ve aileler tarafından yeniden değerlendiriliyor. Oysa konuşulanların dışında, karne verilmesi gereken başka bir alan daha var: Görünmeyen müfredat.
Ve bu karnenin muhatabı sadece okullar değil; sorumluluğu çoğu zaman başkasına bırakan biz yetişkinler, yani aileler.
Okulların kapanışı, yalnızca öğrencilerin değil eğitim sisteminin de tartışıldığı bir dönemdir. Ancak bu değerlendirmelerde çoğu zaman temel bir yanılgıya düşülür: Eğitim ile öğretim aynı şey değildir.
Sıklıkla birbirinin yerine kullanılsalar da öğretim, bilgi ve beceri kazandırır; eğitim insanı şekillendirir. Bireyin karakterini, değerlerini ve hayata bakışını inşa eder. Biri “ne bildiğini”, diğeri “nasıl biri olduğunu” belirler.
Bu nedenle eğitim yalnızca akademik başarıyla sınırlı değildir, okul duvarlarının da ötesine taşar. Bu yüzden, tüm yükü okula bırakılacak bir süreç değildir.
Çocuklar okula sadece öğrenmek için gitmez. Nasıl davranacağını, nasıl konuşacağını, hata yaptığında nasıl karşılanacağını ve toplum içinde hangi davranışların “kabul edilir” sayıldığını da öğrenir.
Bu görünmeyen alan, eğitim sosyolojisinde “gizli müfredat” olarak adlandırılır. Ancak unutulmamalıdır ki bu müfredatın ilk ve en güçlü satırları okulda değil, ailede yazılır.
Gizli müfredat ders kitaplarında yazmaz. Evde, sokakta, oyunda, okul bahçesinde, sınıfın günlük akışında, ebeveynin davranışında, öğretmenin ses tonunda ve verilen tepkilerde kendini gösterir.
Bazen tek bir bakış, bazen küçük bir cümle, bir çocuğun öğrenmeyle kurduğu ilişkiyi tamamen değiştirebilir.
Evde adaleti, emeğe saygıyı ve empatiyi görmeyen bir çocuğun, bunu sadece okul sıralarında öğrenmesini beklemek mümkün değildir.
Ailenin evdeki dili, olaylara yorumu, trafikteki öfkesi, sosyal hayattaki tavrı ve başkalarına yaklaşımı, yazılı müfredattan daha baskın ve çok daha güçlü bir eğitim alanı oluşturur.
Soru soran, merak eden ve itiraz eden bir çocuğun “yaramaz”, sessiz kalanın ise “örnek” olarak etiketlendiği bir sınıfta veya benzer şekilde evde "büyüklerin sözünü kesme" baskısıyla büyüyen çocuklarda zamanla şu öğrenilir: Görünmez olmak daha güvenlidir.
Aynı şekilde bir çocuk hata yaptığında evde veya okulda utandırılıyorsa, okulda ne kadar yüksek not alırsa alsın, özgüven karnesi kırıklarla dolacaktır.




Sayın hocam çok güzel gerçekten çok güzel bir konuya parmak basmışsiniz elinize, gönlünüze, kaleminize sağlık Sevgi ve saygılarımla