
Türk bayrağı, bir milletin kelimelere ihtiyaç duymadan kendini anlattığı yerdir. O, sadece bir sembol değil; tarih boyunca verilen mücadelenin, ödenen bedellerin ve vazgeçilmeyen bağımsızlık iradesinin ifadesidir. Ay yıldızlı bayrak bu topraklarda yalnızca dalgalanmaz; aynı zamanda hatırlatır, uyarır ve sorumluluk yükler.
Bu bayrak masa başında çizilmiş bir işaret değildir. Onun kırmızısı, uğruna can verilmiş bir vatanın rengidir. Ay, karanlık zamanlarda yönünü kaybetmeyen bir inancı; yıldız ise hürriyet uğruna gösterilen sarsılmaz kararlılığı temsil eder. Bu yüzden Türk bayrağı, geçmişin hatırası olduğu kadar geleceğin de teminatıdır.
Bir milletin bayrağına gösterdiği hassasiyet, aslında kendine duyduğu saygının göstergesidir. Bayrak etrafında kenetlenen duruş, farklılıkları aşan ortak bir vicdanın ifadesidir. Zor zamanlarda bu vicdan daha da belirginleşir; çünkü bayrak, kriz anlarında milletin kalbinde yükselir.
Bu bilinç, en güçlü ifadesini Mehmet Âkif Ersoy’un dizelerinde bulur:
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
Bu mısralar, bayrağın neden tartışılmaz olduğunu açıkça ortaya koyar. Bayrak sevgisi bir söz değil, bir yemindir. O yeminin bedeli cephede ödenmiş, anaların yüreğine emanet edilmiştir. Nice evlat babasız büyümüş, nice aile eksikle yaşamayı öğrenmiştir.
Türk bayrağı yere düşmez, düşürülemez. Çünkü o bayrağın göklerde özgürce dalgalanabilmesi için bu topraklarda nice can toprağa düşmüştür. Bu nedenle bayrak sevgisi sorgulanamaz; kelimelerle değil, bedellerle yazılmıştır.
Bu topraklarda bayrak sevgisi dün başlamadı, bugün de bitmeyecek. Türk milleti var oldukça, ay yıldızlı bayrak da göklerde dimdik durmaya devam edecektir.
Biz satırlarımızı bir bayrak aşığı Türk’ün sözüyle bitirelim… Ama sevdamızın da kavgamızın da hiç bitmeyeceğini belirtelim…
“Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!” Mehmed Emin Resulzade


