
Bu yıl da üniversite tercih dönemi aynı telaşla geldi. Ekran başında puan hesaplayan gençler, kaygısını saklamaya çalışan anne babalar, son dakikada fikir değiştiren adaylar… Kısa bir zaman dilimine sıkışan bu yoğun telaş, çoğu zaman yalnızca hangi bölüme girileceğinin değil, nasıl bir gelecek kurulacağının da kararı gibi yaşanıyor. Bütün bu tercih telaşı yaşanırken iş dünyası da büyük bir dönüşüm geçiriyor. Meslekler değişiyor, üniversitelerde yeni programlar açılıyor, geleceğin meslekleri ve kaybolabilecek kariyer yolları tartışılıyor. Kısacası, başarıya ilişkin bildiğimiz birçok kalıp artık geçerliliğini yitiriyor.
Tercih danışmanlığı yaparken en çok dikkatimi çeken ise gençlerin yanlış tercih yapmaktan değil, başarısız biri olarak görülmekten korkmaları. Yıllardır yaptığım danışmanlıklarda aynı algıyla karşılaşıyorum: Başarı hâlâ tek bir kapıdan geçiliyormuş gibi görülüyor. Son yıllarda hızlı ve kolay gelir elde etme düşüncesi de giderek yaygınlaşıyor. Ancak konuya uzun vadeli bir kariyer perspektifinden bakmayı tercih ediyorum. Bilinen bir üniversite, popüler bir meslek, kolay iş bulmak ve yüksek gelir... Uzun yıllar kariyerin doğru yolu da böyle tarif edildi. Hayatın düz bir çizgi gibi ilerlediği düşünülüyor. Gerçek hayat hayallere uymuyor; zikzaklar çiziyor, sürprizlerle ilerliyor. Tam da bu nedenle, doğru tercih önemlidir; ancak hayatın bütününü tek bir tercihe indirgemek gerçekçi değildir. Kariyer sürecinde insan yön değiştiriyor, yeniden öğreniyor, bazen sıfırdan başlıyor. Çoğu zaman gözden kaçırdığımız bu değişim, eksiklikten çok uyum sağlayabilme becerisini gerektiriyor.
Farklı sosyal çevrelerden öğrenciler ve ailelerle yaptığım görüşmelerde benzer kafa karışıklığıyla karşılaşıyorum. Tercih döneminde en çok konuşulan konu başarı sırası oluyor. Ancak birkaç yıl sonra aynı gençler bu kez kendilerine bambaşka sorular sormaya başlıyor. “Sabah derse giderken içimde hâlâ bir istek var mı?”, “Kendimi geliştirebiliyor muyum?”, “Bu işi yaparken mutlu olacak mıyım?” Diploma önemli bir başlangıç sunuyor, ancak tek başına yaşam doyumunu garanti etmiyor. Mesleğini seven biriyle yalnızca statüsünü taşıyan biri arasındaki fark, yıllar geçtikçe daha görünür hâle geliyor.
Tercih listeleri birkaç gün içinde teslim edilecek. Danışmanlık yaptığım yılların bana öğrettiğini tek cümleyle özetleyebilirim: “İnsanın asıl tercih listesi, yıllar boyunca yaptığı seçimlerle oluşur.” Çünkü gerçek başarı, üniversiteye girilen gün değil; öğrenmekten vazgeçilmeyen gün başlar.



