Reklam
BIST 100
14.334,06 -2,10%
DOLAR
48,2595 0,04%
EURO
56,0793 0,33%
GRAM ALTIN
6.883,64 -0,36%
BITCOIN
78.838,00 0,31%
FAİZ
39,93 -0,42%
GÜMÜŞ GRAM
103,04 0,06%
GBP/TRY
65,4392 0,11%
EUR/USD
1,1616 0,27%
BRENT PETROL
89,95 2,20%
ÇEYREK ALTIN
11.254,74 -0,36%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
30 °

“AYNI ÇATI ALTINDA AŞKIMIZ BİR YALAN MI?”

WhatsApp Image 2026-07-25 at 12.51.20

“Algoritma ve çocuk” başlığı, son günlerde hem ülkemizde hem de dünyada en çok tartışılan konuların başında geliyor. Aslında ilk yazılarımdan itibaren üzerinde durduğum bir konu bu. Artık yalnızca ailelerin konuştuğu bir mesele değil; eğitim politikalarının ve devletlerin de gündeminde.

Geçenlerde eşimle yazılarımı tartışırken “aynı evdeyiz ama farklı dünyalardayız” dedi. Ben de “işte konunun özeti tam da bu” dedim. Gerçekten de şehir ya da kırsal fark etmiyor; neredeyse her evde benzer bir manzara var: Bir odada tablet ya da telefonuyla dijital dünyanın içine dalmış bir çocuk, diğer odada kendi ekranına gömülmüş anne baba ve gün geçtikçe kısalan sohbetler.

Mükemmel değiliz, bizim evde de zaman zaman benzer durumlar yaşanıyor. Elimizden geldiğince, birbirimize ayırdığımız zamanı korumaya çalışıyoruz.

İnsan, özellikle yakın çevresi tarafından fark edilmek, görülmek istiyor. Doğal olarak da kendisini fark eden şeye yakınlık duyuyor. Bugünün algoritmaları da tam bunu yapıyor; neye baktığımızı, nerede durduğumuzu, neye güldüğümüzü öğreniyor. Özellikle çocuklar bu ilgiye kapılıp gidiyor.

Oysa bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendisini gerçekten gören bir çift göz ve dikkatle dinleyen bir sestir. Teknoloji bunun yerini dolduramıyor; çoğu zaman yalnızca boş kalan alanlara yerleşiyor.

Yıllar içinde hem eğitim hem de psikolojik danışmanlık süreçlerinde çok farklı ailelerle karşılaştım. Kimi zaman sınav kaygısı yaşayan bir öğrencinin yanında, kimi zaman çocuğuna ulaşamadığını düşünen anne babaların karşısında oturdum. Son yıllarda en sık duyduğum cümlelerden biri ise şu: “Eskiden daha çok konuşurduk.” Bu sözü söyleyenlerin yaşları, meslekleri ve hayat hikâyeleri farklı olsa da hisleri birbirine benziyor.

Çünkü insan, en çok kendi evinde duyulmak istiyor.

Son dönemde birçok ülkede çocukların dijital güvenliği ve ekran kullanımı yeniden tartışılırken, aileyi korumanın yolu, büyük kararlar almaktan değil, küçük alışkanlıklar edinmekten geçiyor. Belki de bazı akşamlar, birbirimizi dinlemek için ayıracağımız on dakika, düşündüğümüzden daha kıymetlidir.

Yıllar hızla geçiyor ve çocukluk, ikinci kez yaşanmıyor.

Kendimize soralım.

Aynı çatı altında yaşadığımız insanlara, en son ne zaman bütün dikkatimizi verdik?

Durun durun! Siz sorunun cevabını düşünürken ben de pikaba Muazzez Ersoy’un sesinden Turhan Taşan’nın güzel eseri “Aynı Çatı Altında Aşkımız Bir Yalanmış” plağını koyayım… Hanım da şöyle bol köpüklü bir kahve yaptı mıydı, değmeyin keyfimize…

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?